“Hayır sadece bir kelime değildir, tam bir cümledir.”

Pink 2016 yapımı bir Hint filmi. Hindistan’ın farklı bölgelerinden gelen Minal Arora, Falak Ali ve Andrea Tariang, 20’li yaşlarının ortalarında üç genç kadın. Güney Delhi’de lüks bir mahallede kiracılar olarak kalıyorlar. Film bu 3 kadının bir konserden sonra Rajveer ve arkadaşlarıyla otel odasına gitmeleriyle başlıyor. Otel odasında taciz edilen kadınlardan Minal Rajveer’in kafasına yapıştırıyor şişeyi.  Arkadaşları bir kadın tarafından yaralanmış erkekler çok sinirleniyor ve kadınları rahatsız etmek için ellerinden geleni  yapıyorlar… Tehditler, tacizler, kaçırmalar… Rajveer ve arkadaşlarının bu özgüvenin sebebi erkek olmalarının yanı sıra bir de Rajveer’in kıdemli bir politikacının yeğeni olmasından kaynaklı. Rajveer’in amcası bu olayı duyar duymaz Minal tutuklanıyor. Kadınlarla aynı mahallede oturan geçmişte birinci sınıf bir avukat olan ama şimdilerde fazla evinden çıkmayan  Deepak Sehgal ‘i ise bu sırada tanıyoruz.

Filmi anlatırken çoğu insan Deepak’ın kadınları koruduğu ve kurtarıcısı olduğunu söylüyor. Bir bakıma filmin afişini gördüğümde ben de öyle anladım. Hatta acaba kadın düşmanı bir film midir? diye bile düşündüm.  Evet filmdeki ‘kurtarıcımız’ bir erkek ve bu izlemeye başlamadan önce bir önyargı oluşturuyor . Ama biz mahkeme salonunda kadınlara sorulan sorular, yapılan akıl almaz suçlamalar ve  seks işçisi olduklarını kanıtlama çabası sırasında sunulan argümanlarla çığlık atabilecek hale gelirken biraz sakinleşmenizi sağlayan da Deepak’ın cümleleri oluyor. “ Hayır sadece bir kelime değildir, tam bir cümledir. Daha fazla açıklamaya ihtiyacı yoktur.” cümlesiyle kurtarıcılıktan çok yalnızca kadınların yanında olma hissiyatını anlıyoruz.

Geleneklerle büyümüş, erkeklerle içmesine laf edilmiş, erkek arkadaşlarıyla bir yere gidince ‘fahişe’ olarak nitelendirilmiş, erkekler tarafından da öyle davranılmış milyonlarca kadının bir anda sesi olabiliyor o mahkeme sahneleri.  ‘Ders niteliğinde bir film’ söylemlerini de, film sitelerindeki puanını da, aldığı ödülleri de gerçekten hak ediyor ama bence Rajathsan’da polislere kadın hakları konusunda mantıklı olmaları için izletilmesi filmin çoğu başarısından daha iyi bir yere dokunuyor.

Dünyanın her yerinde, tacize uğrayan, aşağılanan, ahlak yüzünden işini, evini kaybeden yalanlarla, namus bekçileriyle, dedikodularla çevrilen hayatlarımızı anlatıyor Pink. Nerede ne yapıyor olursak olalım tacize uğramamızı meşrulaştırılamayacağını ve özsavunmanın her zaman haklı olacağını söylüyor.

Filmi izlerken Rajveer’in avukatının söylediklerini kadınların nasıl her gün ailesinden, akrabalarından, sevgilisinden, kocasından duyduğunu anımsıyoruz. Tecavüz davalarından iyi hal indirimi alıyorlar, çocuklara cinsel istismarı meşrulaştırıyorlar, sokak ortasında kız kardeşlerimizi öldürüp ‘seviyordum’ diyorlar. Fiziksel veya sözlü olarak her gün taciz edildiğimiz bir dünya da elbette bu dava bizim de davamız. Nasıl başta taciz eden erkeğin kafasına bir şişeyi geçirebilme gücünü buluyorsak  o davanın sonunda da ‘evet para alabilirim yine de beni taciz etmeni meşrulaştırmaz!’ diye bağırabilme gücünü kız kardeşlerimizden alıyoruz. Artık hükümetlerin, polislerin, erkeklerin öğrenmesi gereken önemli bir şey varsa o da “hayır hayır demektir!”

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 − sixteen =