Kadın İstihdamında Gerileme Devri

Gülser ÖZTUNALI KAYIR
Kadınlar ücretlendirilmemiş üretim güçleri nedeniyle ekonomik yaşamdan henüz koparılmamıştır. Kadınlar meta üretiminde değil yaşamın hizmetindedir. Yaşam için sunulan bu hizmetin karşılığının yaklaşık 16 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. (John McMurtry, The Cancer Stage of Capitalism,2013)

Dünyanın dönmesinin temel koşulu kadının eviçi emeğidir. Tüm dünya kadınları bu üretim güçlerinin farkında olabilse bir hafta ya da 10 gün süreyle tüm işleri yapmayı bırakmayı seçebilse, kanımca dünya başka türlü dönecektir. Kadınların üretim alanında istihdamı erkeklere kıyasla çok gerilerde kalmaktadır. Kadın emeğinin görünmezliği, değersizleştirilmesi, hak ihlalleri; ataerkil, kapitalist ve cinsiyetçi toplumun yaratmış olduğu sonuçlardır.

1960’lı 70’li yıllarda feminist hareketle baş kaldırmaya başlayan kadınlar ücretsiz ev içi emeğinin kapitalist ekonomide temel rol oynadığının farkına vardılar. Feministler işgücünün yeniden üretiminin sadece mal tüketimiyle sınırlı olmadığını, yemeğin pişirilmesi, her şeyin yıkanması, temizlenmesi gerektiğini güçlü bir şekilde ortaya koydular. Toplumsal yeniden üretim ve eviçi emeğin temel bir sermaye birikimini sağladığının altını çizerek, yeniden üretim işlerinin ve kadın statüsünün değersizleştirilmesinin paralel ve eş zamanlı gittiğinin farkına vardılar.

Ancak bütün dünyada hala kadınlar ev içi emeklerini görünür kılmak için mücadele vermektedir. Ev kadınlığının bir meslek kategorisi olarak kabul edildiği ülkemizde, kadının ev içi emeğinin değersizleştirilmesi, görünmez kılınması, ücretsiz bırakılması meselesi erkek tarafından kadının emeğine el konulması ile açıklanır. Bu nedenle de kadınlar eviçi emeğiyle değişim değeri olan (pazarda alınıp satılan) üretimler yaptıkları için bir toplumsal sınıf olarak tanımlanır. Ev; kadınlar için mesaisi sınırsız ve bitmeyen bir çalışma ve üretme alanıdır. Değiştirmemiz gereken de bu kapitalist, patriyarkal ve cinsiyetçi düzendir.

Kadınlar ev dışında üretim alanında hüküm süren neoliberal politikaların yarattığı, işsizlik, güvencesizleştirme, esnekleşme, enformelleşme ve özelleştirme süreçlerine karşı mücadele etmek zorundadır. Ülkemizde kuralsızlığın, sınır tanımazlığın, hukuk dışı uygulamaların çalışma yaşamında yüksek oranda hüküm sürdüğü günümüzde, kadının istihdam koşulları gün geçtikçe daha da ağırlaşmaktadır. 2012 yılında kayıt dışı kadın istihdam oranının %54,2 gibi oldukça yüksek bir oranda gerçekleşmiş olduğu TBMM Komisyon Raporu’nda yer almıştır(2013).

Kayıt dışı, gündelik, geçici, süreksiz, gayri resmi ve marjinal işler enformel ekonomik düzenin işgücünü anlatır.Enformelleşme sürecinde işgücü piyasalarında sayıları giderek artan çalışan yoksullar adil bir paylaşımdan dışlanmıştır. “Enformel ekonomide çalışanların çoğunu kadınlar oluşturmaktadır…Enformelleşmenin getirdiği eşitsizlik, güvencesizlik, eğretilik ve yoksulluğu en ağır biçimde yaşayan kadın işgücü olmuştur”(Erdut,2005:46).

İşgücüne Katılım, İşsizlik
TÜİK(2015) verilerine göre, Ülkemiz nüfusunun %49,8’ini oluşturan kadınların işgücüne katılım oranı erkeklerin oranının yarısından azdır. Erkeklerde %71,6 olan işgücüne katılım oranı, kadınlarda %31,5dir. Bu oran 2012 yılında İzlanda’da %83,3, İsveç’te %77,2’dir.
Kadınların istihdam oranı da erkeklerin oldukça gerisindedir. Kadınların istihdam oranı %27,5 düzeyindeyken, erkeklerde bu oran %65’dir

2015 yılında İşsiz kadınlar, çalışma çağındaki kadın nüfusun %4’ünü oluştururken. her yüz kadından dördünün işsiz olduğu belirtilmiştir. Türkiye’de 3 milyon 57 bin işsizin 1 milyon 167 bini kadınlardan oluşmuştur. Kadınlarda %12,6 olan işsizlik oranı erkeklere göre (%9,2) daha yüksek gerçekleşmiş, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı kadınlarda %22,2’lere yükselmiştir. İş arayan kadınların %38,1’ini lise altı eğitimliler, %34,5’ini yükseköğretim mezunları, %14,1’ini lise mezunları, %11,3’ünü ise mesleki veya teknik lise mezunları oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre işsiz kadınların %26,7’si hizmet ve satış elemanı olarak, %23,1’i büro hizmetlerinde, %18’i ise profesyonel meslek mensubu olarak çalışmak üzere iş arar olmuştur (TUİK Bülten,2016)

Disk-ar İşsizlik Raporu (20 Ocak 2015): Gençlerde ve kadınlarda işsizliğin endişe verici boyutta olduğunu ortaya koymaktadır;
Geniş tanımlı işsizlik yüzde 17,19 ve işsiz sayısı 5 milyon 427 bin’dir.
Gençlerde ve kadınlarda işsizlik endişe verici boyuttadır.
Eğitimli kadınlar için işsizlik erkeklerin 2 katından fazladır.
DİSK İşsizlik ve İstihdam Raporu’na göre(2016), Haziran döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği 1,7 puan artarak yüzde 19,4’e, kadın işsizliği ise yüzde 12,4’e yükselmiştir Haziran 2016’da en yüksek işsizlik oranı yüzde 28,7 ile tarım dışı genç kadın işsizliğinde görülmüştür. Rapor, işsizlikte patlamadan söz ederek, geniş tanımlı işsiz sayısının 6 milyonu aştığını belirtmektedir.

2013 verilerine göre istihdam edilen kadınların %52’si Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı olmadan çalışmaktadır. Erkekler için bu oran %30,2’dir. Tarım sektöründe istihdam edilen kadınların neredeyse tamamına yakını (%96,3) kayıtdışı çalışmak zorunda bırakılmıştır. Kadınlar kayıt dışı sektörde ücretsiz aile işçisi statüsünde yer almaktadır. Ücretli çalışan kadınların da yaklaşık beşte biri kayıt dışıdır. 19,5 milyon kadın işgücüne dahil olmazken, bu rakam erkeklerde 7,8 milyondur. İşgücü dışında kalan kadınların 11 milyon 463 bini (%58,7) ev kadınıdır. 1 milyon 193 bin kadın ise çalışmaya hazır olmakla birlikte iş aramamaktadır; bunlardan 237 bini iş bulmaktan ümidini kesmiştir.

Kadın Ve Erkek Ücret Farkları Giderek Artmaktadır
TUİK Kazanç Yapısı Araştırması, 2014’e göre yıllık ortalama brüt kazanç 27 830 TL olmuştur. Yüksek ve üstü eğitim düzeyinde yıllık ortalama brüt kazanç erkeklerde 55 bin 633 TL, kadınlarda ise 45 bin 483 TL oldu.

Cinsiyete dayalı (erkek-kadın) ücret farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret farkının erkek ücreti içindeki yüzdesi olarak tanımlanır. Bu gösterge, saatlik, aylık veya yıllık ortalama ücret esas alınarak hesaplanabilmekte olup yıllık ortalama brüt ücret kullanılarak hesaplandı. Cinsiyete dayalı ücret farkı toplamda kadın ücretinin lehine (% -0,4) iken, eğitim durumuna göre incelendiğinde tüm eğitim durumu basamakları için erkek ücreti lehine gerçekleşti.

2014 Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Raporu’nda Türkiye alt sıralarda yer almaktadır. Kadınlar için kişi başına düşen GSYH 8 bin 813 dolarken, erkekler için 28 bin 318 dolar, yani kadınlara kıyasla dört kattan fazla geliri erkekler elde etmektedirler.

Kadınları İstihdam Alanından Eviçine Çekmek İsteyen Politikalar, Esnek ve Güvencesiz İşler
Eviçi emekle kadınlar toplumsal yeniden üretimi gerçekleştirmektedirler. Yeniden üretimin üç farklı biçimi: a)işgücünün yeniden üretimi, b)mevcut yaşamın devamlılığının sağlanabilmesi için harcanan emek anlamında toplumsal yeniden üretim c) bir sonraki kuşağın yetiştirilmesi için harcanan emek olarak insanların yeniden üretimidir. Söz konusu bu yeniden üretimlerin tamamı görünmeyen, değersizleştirilmiş, ücretsiz kadın emeğidir. Bugün, kalkınmanın temel göstergelerinden birinin kadın istihdamı olduğunun bilincinde olarak tersinin yapılması gerekirken, ülkemizde kadınların istihdam piyasasından çekilmesini teşvik eden politikalar pompalanmaktadır.

2015 yılında Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı, kadını güçlendirmekten uzak, kadınları geriletecek, iş yaşamından koparacak bir anlayışı ortaya koyan torba yasayla gündeme geldi. Kadınların temel görevini çocuk bakımı ve ev işleri olarak gören zihniyet kadınları ya ucuz, esnek ve güvencesiz çalışma ya da, çalışma hayatından tamamen uzaklaşma arasında bir seçime zorluyor. Kadınlar için esnek çalışmanın yaygınlaştırılması, emekliliğin hayal olması, sigorta prim kaybı, süt izninin kaldırılması, güvencesiz çalışma, kadın emeğinin daha fazla değersizleşmesi ve kadınların çalışma hayatından giderek tasfiyesi anlamına gelmektedir.

Kadınlar için çocuğu ilköğretim çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma cazip gelebilir ancak, şu anki hakları olan bir senelik süt izni haklarını kaybediyorlar, ayrıca bu o kadar uzun bir süre ki, sonucunda kadınların büyük bir kısmı için bırakın tam zamanlı çalışmaya dönmeyi, tekrar işe dönmemesi söz konusu olabilir, terfi ve yükselme hayalde kalabilir. Torunlarına bakan büyükannelere ücret bağlanması yeni bir toplumsal sorun yaratacak niteliktedir. Çünkü bakım hizmetlerinin kamulaştırılması, ücretsiz veya düşük ücretli kreşlerin açılması ve sayılarının arttırılması, özel istihdam bürolarıyla işçi kiralamaktan vaz geçilmesi kadınların istihdamda yer alabilmeleri için olmazsa olmazlardır(İlerici Kadınlar Meclisi,2015).

İş Yaşamında Kadınlar Saymakla Bitmeyen Sorunlarla Karşılaşıyor
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) tarafından hazırlanmış olan, Çalışma Yaşamında Kadınlar Forumu Raporu (2015) kadınların iş yaşamında karşılaştıkları sorunları derinlemesine ve niteliksel biçimde ortaya koymaktadır. Cinsiyete dayalı ayrımcılık, iş hayatı ve özel yaşam dengesi, performans değerlendirmesi, hızlı teknolojik gelişmeler ve kadın dayanışması meselelerini ele almış ve çözüm önerileri geliştirmiştir (bkz.keig.org). Örneğin, mesai saati kavramının ortadan kaldırılması nedeniyle kadınlar, evlilik, çocuk, evdeki hasta gibi sorular yanında kendi işine yoğunlaşmasını da engelleyen durumları sıklıkla yaşayabilmektedir.

İstihdam ve Göçmen Kadın
Göçmen işçi kadının göçmen olarak yerli kadın işçi karşısında, kadın olarak erkek göçmen karşısında dezavantajlı durumda olduğunu göstermektedir.Vasıfsız göçmen işçi kadınlar, genellikle kayıt dışının en yüksek olduğu bakım ve ev hizmetleri gibi işlerde istihdam edilmektedir (Toksöz,2006,s.27-28,83)
göç eden kadınların sayısındaki artış ve kadınların ülkemizde olduğu gibi diğer ülkelerde de ev işleri, bakım hizmetinde yani toplumsal cinsiyet anlayışının kadınlara yüklediği alanlarda istihdam edildikleri görülmektedir. Türkiye’de göçmenlerin istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı Türk vatandaşlarından daha yüksek. Göçmenlerde istihdam oranı yüzde 54 iken Türk vatandaşlarında yüzde 49.6.’dır (OECD Raporu,2015).
Yapılan bir başka araştırma da İstanbul’da çalışmakta olan 51 göçmen kadın işçi ve Geri Gönderme Merkezi’nde kalmakta olan 37 göçmen kadın ile yapılan yüzyüze görüşmelerinden önemli bulgular ortaya çıkarmıştır. Farklı ülkelerden göç etmiş kadınların hemen hepsinin, belgesizlik, işsizlik sorunu yaşamakta oldukları, ev işleri ve tekstil işlerinde çalışanların yoğunlukta olduğu,”uzun mesai saatleri”, “düşük ücret” ve “işverenin kötü muamelesi” gibi sorunlarla karşılaştıkları görülmektedir(İKGV,2015)

Özet olarak, eviçi emeğinin değerini göz ardı etmeden, kadınların istihdama katılımı, yalnızca ekonomik gelir için değil, karar alma mekanizmalarında yer almaları, haklarını bilmeleri ve kullanmaları, eğitim ve becerilerini geliştirmeleri, kendilerine güven duymaları ve gelecekleriyle ilgili kararları kendilerinin vermesini de sağlayan temel koşuldur. Ülkemizde, kadın istihdamı konusunda koşulların her geçen gün ağırlaştığı ve kadınlar aleyhine geliştiğini vurgulamak gerekir. Kadınların çalışma yaşamı dışında bırakılıyor, kapitalist, cinsiyetçi, ataerkil zihniyet yapıları nedeniyle istihdamları kısıtlanıyor, kadınlarda işgücüne katılım düşüyor, işsizlik oranları ise yükseliyor; kadın-erkek ücret farkları ve işgücüne katılım erkekler lehine geliştiriliyor. Esnek ve güvencesiz işleri kadınlara daha cazip hale getirmeye çalışan, kadını eviçine kapatmayı dayatan politikalarla, ülke kadınları gibi göçmen kadınlar için de kayıt dışılık ve ucuz emek sömürüsü sürmektedir.

Kaynaklar
DİSK (2016)İşsizlik ve İstihdam Raporu, http://disk.org.tr/2016/09/issizlik-ve-istihdam-raporu
DİSK-AR,(2015) http://www.genel-is.org.tr/disk-ar-issizlik-raporu-genclerde-ve-kadinlarda-issizlik-endise-verici-boyutta,2,11096#.WIXlUvmLRdg.
ERDUT Tijen(2005) ,”İşgücü Piyasasında Enformelleşme ve Kadın İşgücü”, Çalışma ve Toplum, Sayı 3.
GLOBAL COMPACT (2014)Türkiye Kadının Güçlenmesi Çalışma Grubu , Ön Rapor 
İKGV -İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı- (2015) Türkiye’de Göçmen İşçiler Araştırması.
KEİG Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (2015), Çalışma Yaşamında Kadınlar Forumu Raporu http://www.keig.org/wp-content/uploads/2016/03/forum_rapor-Ekim-2015-2.pdf.
İLERİCİ KADINLAR MECLİSİ Kadın Ve Emekçi Düşmanı Gerici Politikalara Karşı Umut, Mücadele Eden Kadınlardan, , Elektronik Bülteni ,2015.
DEDEOĞLU Saniye (2009), Eşitlik mi Ayrımcılık mı? Türkiye’de Sosyal Devlet, Cinsiyet Eşitliği Politikaları ve Kadın İstihdamı, Çalışma ve Toplum, Sayı 2.
TBMM (2013) Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Yayınları No: 12.
TOKSÖZ,Gülay, (2006), Uluslararası Emek Göçü, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayını, İstanbul.
TUİK Kazanç Yapısı Araştırması 2014, Bülten Sayı: 18861, 17 Aralık 2015.
TUİK Bülten No :102 / 2016 29 Eylül 2016.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × five =