Bu yazı da tüm şehirlerin azınlıklarına gelsin…

Orospu kelimesi lügatıma 11 yaşında ‘Ramazan ayında şort giydiğim’ zaman girdi. Kendimi sansürlemem gerektiğini de 12 yaşındayken okul arkadaşlarım,daha memelerim bile çıkmamışken Facebook’a koyduğum bir fotoğrafa bakıp ’31 çektiklerini’ söyleyerek öğretti. Lisenin ortalarına kadar kargo pantolonlar ve xl erkek t-shirtleri giymem sanırım tarz için değildi. 13 yaşında okul çıkışı dersaneye giderken eteğimin altına eşofman giymemin sebebi beni sıkıştırdıkları için küfrettiğim babam yaşındaki 4 adam tarafından kovalanmamdı. Ara sokaktan çıkıp insanların arasına sığındığım zaman arkalarından artistlik olsun diye ‘hadi gelin ulan!’ diye bağırmıştım ama korkudan altıma sıçıyordum. Sonraki 4-5 yıl biri bir laf atsın da karşılık vereyim diye insanların gözünün içine baktım ama her cevabımda ve küfürümde eğlenip kahkaha attıklarını görünce ondan da vazgeçtim. Böylelikle en büyük hazlarım bastırıldı.

Şehrin kuytu köşelerinde diken üstünde sevişmeyi, gittiğimiz kafelerde bizi ‘basıp’ kavga dövüşle kovan adamlardan, sevgilime sarılıp fotoğraf çektim diye sinir krizi geçiren dayılardan, el ele tutuştum diye içinde bol bol şeytan ve Allah’ın geçtiği konuşmalara maruz bırakan teyzelerden öğrendim. Gördüğüm ilk kolektif çalışma ‘Müslüman Noel kutlamaz’ pankartlarıyla yürüyen ve Noel baba kostümlü parfüm satıcılarını kovalayan adamların eylemiydi.

En kıramadıklarım dağları ovaları aşıp da yanıma gelen ve kulağıma “Şey canım mahremin gözüküyor” diye fısıldayan tatlı kızlardı. (Yıllar sonra aynı cümleye cevap olarak ‘sizinki gözükmüyor’ dedim, çünkü neden demeyeyim?) Sessiz kaldıklarım ezan okunuyor diye kulağımdaki kulaklığı çıkarmaya yeltenen insanlardı.(Çünkü sıradaki parça Tanrı’dandı.)

İlk kazandığım para kaldırımın kenarında köpeklerle otururup müzik dinlerken kafama fırlatılan 25 kuruştu. En anlam veremediğim ve komik bulduğum davranışlar azıcık ergenlikten ötürü taktığım Che bilekliği ya da okula götürdüğüm Sosyalizmin abc’si gibi kitapları görüp sanki Afganistan’da burkasız dolaşıyormuşum gibi tepki verip yanımdan uzaklaşan arkadaşlarıma aitti. Burka demişken en nefret ettiğim giysilerim 40 derecede otobüsten iner inmez IŞİD’den kaçan kadınlar misali üzerimden çekip attığım uzun kollulardı.

Evrensel tıp dilinin her doktor için geçerli olmadığını muayene etmeden önce bana ‘evli olup olmadığımı’soran kadın jinekologla öğrendim. Geceleri, önce beni sonra da aldığım ilacı o meşhur bakışlarla süzen eczacının camlarına taş atıp kaçma hayalleri kurdum. Lisedeki en yakın arkadaşımı, okuldaki temizlik işçisi sınıfın pisliğine tepki olarak çöpleri yerde bıraktığı zaman adamın arkasından ‘senin paranı biz veriyoruz lan’ diyen göteleklerle kavga ederken ansızın yanımda belirmesiyle kazandım. Yine aynı götelekler köy okullarına dayanışma için başlattığım kampanyada, kargonun gideceği coğrafyayı beğenmeyip 5 kuruş vermeme kararı almışlardı.

İlk öğretmen kavgam ‘Ben Van depreminde ölen Türk öğretmenler dışında kimseye üzülmedim, diğerleri hak ettiler’ diyen Almanca hocasıylaydı. Yine aynı adam derste der die das’ı bırakıp kadın ve namus konuşmaları yaptığı zaman “İsteyen istediğiyle yatar kalkar size mi kaldı?’ temalı konuşmamdan sonra üst sınıf oğlanlarına beni ‘ateşi alınması gereken kız’ olarak tanıtan, okul idaresinin de hepsinden haberdar olmasına rağmen gıkını çıkaramadığı adamdı. Diğer sınıfların kızlarına bakire olup olmadıklarını sorduğunda da çıkmadı o gık ne yazık ki. Ve yine aynı okulda girdiği ilk derste Ermenilere ağzına geleni söyleyip ‘Ay aranızda Ermeni var mı?’ sorusuna parmak kaldırınca ‘Benimki kan ırkçılığı değil yanlış anlama’ savunmasını kıçımla dinlediğim tarih hocamı ifşa etmekten son anda vazgeçişim içimde kalan bir pişmanlıktı, neyin merhametiymiş ki bu?

Annemin küçük kardeşini etkiliyorsun diye bana kızacağını bildiğimden buraya şimdilik yazmadıklarımı ve sansürlediklerimi bir kenara koyarsak… En çok kullandığım söz (sansürlü hali ile) “Defolup gidicem bu şehirden” idi. Sonra defolup gittim gerçi ama şehir benden defolup gidemedi. Ben gittikten sonra ‘Orospu Tulya ‘ oldu bir güzel ‘Terörist Tulya’. Seks işçilerine duyduğum saygı ve ülkede kimlere terörist denir çok iyi bildiğimden hepsi bana iltifat olarak geldi orası ayrı konu.

Uzun lafın kısası tüm bu ergenlik boyunca karşıma çıkan daha doğrusu karşımdan hiç çıkmayan tüm bu sevgisiz ve renksiz insanlara çok şey borçluyum. Sokaklarda şehir halkına tepki olarak “beni siz delirttiniz” yazan t-shirtle gezip durmuştum lise boyunca ama asıl üstünde “beni siz yarattınız” yazması gerekiyormuş. Bu yazı da tüm şehirlerin azınlığına gelsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twenty − 10 =