Yoksa siz hala kategorizeleştiremediklerimizden misiniz?

Bizim nesil biraz bahtsız bir nesil. Teknolojik gelişmelerin göbeğinde doğuverdik, bir de baktık 7 gün 24 saat dert dökebileceğimiz mecralar koyuverdiler önümüze, ancak hevesimiz kursağımızda kaldı. Zira erkek dilinin pislikleri 7 gün 24 saat karşımıza çıkıyor artık; açıktan tecavüz savunanlardan tutun, “kadın çiçektir”cilere kadar bir mecrada daha ezen-ezilen ilişkisi yeniden üretiliyor. Üstelik bu mecra dış dünyadan daha da acımasız; anonimliğin verdiği özgüven, ne yazarsan yaz etrafına toplayabildiğin destekçiler ve hatta çoktan yerleşmiş linç kültürü bir mecrayı daha bizim için cehenneme çevirdi. İşte bu cehennemin en sinsi zebanilerinden bahsetmek istiyorum bu yazıda. En canımı acıtan, en yaygın cinsiyetçi tavır: “x yapan kadın y’dir”ciler. Bu da onların kategorisi olsun. Bu zebanilere bir cevap üretmek değil niyetim, zaten cevap vermeyi zul sayarım. Ama bu davranışın sebeplerini tartışmak ve yaptıkları cinsiyetçiliği ortaya koymak niyetindeyim. Belki de bir serzenişte bulunma ihtiyacındayım. Bu yüzden bir derleme yapmaya karar verdim. İşte harika sıfatlarımız ve erkek dilin yüklediği anlamlar:

 

Gelin en klişesinden başlayalım: Rakı içen kadın.
Ne yaptık da ortalığı bu kadar birbirine kattık, çok şaşkınım. Bu konuda birçok yorum okudum yazıyı yazmadan önce, şiirler yazanlar mı dersiniz, destanlar dökenler mi… Ancak içlerinden öyle bir yorum vardı ki durumun harika bir özeti diyebiliriz:

“Rakı içmeyi isteyen kadın bile kabulken, rakı içen kadın Rambo’dur, içebilen Rocky’dir.”

Arkadaşın film zevkinin kötülüğünü geçtim, bir kadına övgü dizerken seçtiği benzetmenin erilliği bu yazının da temelini oluşturuyor aslında. Bizi övdükleri kategorilerde aslında erkeğe benzeyebildiğimiz için övgü alabiliyoruz. Rakı içmek bir erkek hareketi bu zihniyete göre; kadın ancak şarap içer ya da hiç içemez. Ama olur da rakı içerse, o kadın erilliğe adım atmış olur, hatta six pack çıkarıp Rus dövmeye başlar. (Bu da erkeğe özgü bir şey değildir ya, neyse.) Dolayısıyla bu aslan-kaplan kadınımız, her türlü övgüyü hak eder, aferindir.

Bir başka dikkat çeken şey, bir kadınla karşılıklı oturup rakı içerken kaliteli zaman geçirilebileceğine dair herhangi bir yorum olmaması. En can yakıcı kısım bu, çünkü erkek bireyin kadınla bir ortak nokta arayışında olmadığını gözümüze gözümüze sokuyor. Yani bu arkadaşların derdi “şöyle karşılıklı iki tek atarız arada, keyfimiz yerine gelir” değil, bu arkadaşlar rakı içme eylemini erkek bireyler olarak sahiplenmişler! Bari bunu sahiplenmeseydiniz be kardeşim, gözünüz doysun.

 

Rakı içen kadın kategorizasyonu biraz amiyane ve arabesk kalıyor, ama merak etmeyin çok şehirli kategorizasyonlarımız da var. Bunların içinde en sevdiğim: Oyun oynayan kadın.
Aslında direkt “nerd kadın” da diyebiliriz. Çünkü beylerimize göre bunlar default olarak işletim sistemine yükleniyor. Günlük yaşamda bu kategorizasyonu çok sık duymuyor olabiliriz ama buradan başlayıp uzun bir yolculuğa çıkacağız yorumlardan, sıkı durun! Favorim olan yorumu sona saklayacağım bu defa. Öncelikle genel algıyı yansıtan bu arkadaşın sözlerine bakalım:

“Onların genel olarak mağazası, teknolojik yerlerdir. Saatlerce dolaşmaktan sıkılmazlar ve erkeğinde hoşuna gider. Saatlerce kıyafet ve ayakkabı mağazasında sevgilisini beklemekten daha iyidir.

Yoruma hiç dokunmadım. Arkadaş, video oyunu oynamaktan Türkçe öğrenmeye vakit bulamamış olabilir, ayıplamayalım. Şimdi yoruma bakarsak bu kadını farklı kılan şeyi öğrenmiş oluyoruz; teknolojiyle ilgileniyor ve ayakkabı giymiyor. Ayakkabı giymemesi tabii ki ilginç bir özellik, ona bir şey diyemeyiz. Ancak teknolojiyle ilgileniyor olması!? Ada Lovelace’ın adını yayınlarına yazdırmayan patriyarkanın kalıntıları olan bu beylerimiz, Teknosa’yı da sahiplenmişler anladığımız kadarıyla.

 

Aynı beyinler, teknoloji üretiminde çalışmak isteyen kadınlarla ilgili de çok hoş fikirlere sahip. Burada bir başka kategorizasyonla burun buruna çarpışıyoruz: Makine Mühendisliği Okuyan Kadın.
Bu kısmı yazarken mühendislik öğrencisi bir kadın olarak elim ayağım titriyor. Birazdan sizi çok eğlendireceğim. En klişe yorumla başlayalım:

“bıyıklı ve kaslıdır. ayrıca makine mühendisliğide bir erkeğe 4.8 erkek düşmektedir.”

Yine yoruma hiç dokunmadım. Dikkatleri ilk çeken şey; burada önce eril bir görüntü tasvir ediliyor, arkasından kadın direkt erkek oluveriyor. Toplumsal güzellik algısı konusuna girmek istemiyorum, çokça konuşuldu ve nihayetinde anlaşılıyordur inanıyorum ki. Ancak, “bir kadın olarak teknolojiyle ilgilenebilecek kapasitedeyseniz, zaten çoktaaaaannnn eril özellikleri bünyenize yüklemişsinizdir; yoksa siz kim, teknolojiye katkıda bulunmak kim?” noktası, asıl tartışmak istediğimiz nokta. “Sizin kuaföre falan gitmeniz lazım. Kaşınızı bıyığınızı aldırmanız, tüm vücut ağda yaptırmanız lazım. Size ne akışkanlar mekaniğinden? Burası erkeklerin yeri yahu, bir haddinizi bilin. Ayrıca çok iyi başarılar da elde etseniz, bizim gözlerimizi okşamadığınız sürece sizi her türlü aşağılama hakkına sahibiz.” dedi eril ağız.

 

Bu beylerin teknoloji-kadın ilişkisiyle sıkıntıları burada bitmiyor, bir başka benzeri kategorizasyona atlamak istiyorum: Bilimkurgu Seven Kadın.
Kadınlar teknolojiyle ilgilenmediğinden mütevellit bilimkurgu da sevmezler. Burada karşıma çıkan ilk yorumu çok özür dileyerek paylaşıyorum:

“31'den gözü dönmüş bünyenin gördüğü halisünasyon."

Aslında ciddi bir itiraf ve iftira barındırıyor bu yorum, buradan sosyolojik tez bile yazılabilir. Erkek birey, cinsel ihtiyaçlarını karşılayamazken kafasına taktığı şey kadının bilimkurgu sevemiyor olması. Yorumun heteronormatifliğini bir kenara bırakırsak, kendisine bir partner edinip saygılı bir ilişki kurmaktansa, oturduğu yerden kadınlara hakaret etmekten daha çok tatmin oluyor bu beyefendi. Tartışmasız bir iktidar kuruyor kafasında, tabii ki tatmin olur. Kafasına Ursula K. Le Guin kadar taş düşmesini temenni ediyoruz.

Buradan çok yere bağlayabiliriz; “Park etmeyi bilen kadın, Torrent kullanabilen kadın, Fortmat atabilen kadın…” Bu kadınların nadide olduğu görüşünün cinsiyetçiliği burada da bitmiyor ne yazık ki. Bakınız başka günahı neymiş “Bilimkurgu Seven Kadın”ın:

“Aranan değil de, aranan olabilir.”

Bu berbat kelime oyununda er kişisi bu kez de kadının zevk aldığı aktiviteyi ancak ve ancak ilgi çekmek için yaptığını düşünüyor. Üstelik buna hızlı bir şekilde aydığı için bu kadının kendisi tarafından aranmadığını belirtmekten de geri durmuyor. İlgi çekmek için 5 cilt Otostopçu’nun Galaksi Rehberi okuyan kadınlarımız bu er bireyin önünde dizildikleri vitrinden üzgün bir şekilde çekildiler az önce. Teknolojiden asla anlamadıkları bildirildi, yardım almadan telefonlarının kilidini bile açamıyorlarmış… Bu kadar da olmaz dediniz değil mi? Unutmayın, bu “kategori”nin başında favorim olan yorumu en sonda paylaşacağımdan bahsetmiştim. İşte o yorum:

“Bulaşık yıkayan kadın kadar normaldir.”

CANIM YA CANIM. Normalmişiz ya oh! Fakat bir dakika, bulaşık yıkamak mı? Yahu güleyim mi ağlayayım mı, bu beyin de beni normalleştirdiği kanal bulaşık yıkamak. Yani bulaşık yıkamayıp oyun oynarsam/bilimkurgu seversem yine normal olmayabilirim.

 

İçiniz daraldı değil mi? Benim de öyle. Her gün kafa kırdıran tavırlarla karşılaştığımız yetmiyormuş gibi eve dönüp elimize çayımızı alıp bilgisayarın başına geçtiğimizde de gördüklerimizin bunlar olması çok acı. Kaçışımız yok, tek yolumuz mücadele etmek. Erkekler her yerdeyse, biz de her yerdeyiz. Meraka mahal yok.

 

Görsel: Serhan Arslan, Ruhi Yapıcı, Kendime İyi Bak, 2014 – Türkiye

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 + 17 =